Blog

saç ekimi sonrası beslenme

Saç Ekimi Sonrası Beslenme

Saç Ekimi Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır? Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Her zaman göz ardı edilen ama hayatımızın en önemli unsuru olan beslenme konusu, saç ekimi işleminden sonra çok daha fazla önem kazanıyor. Çünkü ekilen saç köklerinin yeni yerlerine uyum sağlamasında beslenmemiz büyük bir rol oynar. Bu yüzden de saç ekimi uygulamasının başarısında biz de beslenmemiz ile etkin bir şekilde yer alırız. Bunun için beslenmemize özen göstermemiz ve yeni saç köklerimize iyi bakmamız gerekir. O halde şimdi detayları ile saç ekimi sonrasını değerlendirelim. Saç ekimi uygulamasından sonra nasıl beslenmemiz gerektiğini birlikte öğrenelim ve doğru beslenmenin neden önemli olduğuna bakalım.

  • Saç ekimi sonrasında alacağınız ilk uyarı, saç köklerinin korunması, kesinlikle darbe almaması ve benzeri olacaktır. Bunun ardından gelen dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise beslenmedir. Bu yüzden beslenme konusunu uzunca bir süre gündeminizde tutmalı, özen göstermelisiniz.
  • Beslenme ile ilgili öneriler ve detaylara yer vermeden önce bir de şunu belirtmekte fayda var; saç köklerini darbelerden koruyarak yapacağınız spor da bu süreçte çok önemli olacak, beslenmenize de bir takviye oluşturacaktır. Bu süreçte sigara gibi kötü alışkanlıklarınızdan uzak durmanız da iyileşme sürecini kısaltırken, sonuçların daha yüksek bir başarı oranına sahip olmasını sağlayacaktır.
  • Beslenmenin belli bir düzene kavuşması demek, saç köklerinin kan aracılığı ile iyi bir şekilde beslenmesi, saç köklerinin de düzenli beslenmesi demektir. Bu yüzden bir yeme alışkanlığı ve düzenine ihtiyacınız var.
  • Ayrıca yediklerinizin içeriğine dikkat etmelisiniz. Saçlarınız için gerekli olan vitamin mineralleri içeren yiyecekleri tüketmeli, hekiminizin önerisi ile çeşitli vitamin ve mineral takviyelerini almalısınız.
  • Şok dökülme, saç ekimi sonrası sıkça karşılaşılan bir durumdur ve pek de hoş karşılanmaz. Hiçbirimiz saç ekimi sonrası bu görüntüyü görmek istemeyiz. Ancak düzenli ve doğru beslenme ile bu ihtimali ortadan kaldırabilirsiniz. Şok dökülme yaşansa dahi, en kötü ihtimalle dökülen saçların oranı daha az olacaktır. Yani saçlarınız için iyi bir beslenme şeklini hayatınızın bir parçası haline getirirseniz, saç ekimi sonrası saç köklerinizi korumanız da daha kolay olacaktır.
  • Saç ekiminin ardından dökülmeler yaşanması da belli oranda normal karşılanır ve yeni saçların çıkması merakla beklenir. İşte bu noktada yeni saçların oranının yüksek olması, ancak iyi bir beslenme ile sağlanabilir. Çünkü size emanet edilen saç köklerine doğru beslenme ile iyi bakmak zorundasınız. Ancak bu şekilde onları yaşatabilirsiniz.
  • Aslında her zaman güzel saçlar için doğru beslenme önemlidir. Saç ekimi sonrası ise beslenme daha da önem kazanır. Yeni yeni kendini gösteren ve uzamaya başlayan saçlarınızın güç kazanması ve hızla uzaması için de yediğiniz içtiğiniz her şeye dikkat etmeniz gerekiyor.
  • Beslenme kurallarına dikkat edildiğinde, vitamin ve mineral açıdan dolu dolu bir programa bağlı kalındığında hücre yenilenme hızında da belirgin bir artış olacaktır. Bu da saç ekimi sonrası oldukça önemlidir. Üstelik bu düzeni sadece saç ekimine odaklı olarak düşünmemek gerek. Çünkü saç ekimi kadar cilt güzelliğinde de doğru beslenme önem taşır. Hücre yenilenme hızınızın artışı, cildinizde de harika etkiler uyandıracaktır.
  • Hücre yenilenme hızının önemli bir etkisini ise iyileşme süresinin kısalmasında göreceksiniz. Yani yeni saçlarınıza çok daha kısa süre sonra kavuşabilirsiniz.
  • Beslenme kurallarının ilk sırasında gelen unsur ise çok fazla yememek. İyi beslenmeden kastımız hiçbir zaman çok fazla yemek yemek değildir. Bu yüzden öğünlerinizi kontrol altında tutmalısınız. Öğünlerinizi hafif geçirmeli ama içerik açısından besleyici besinleri tercih etmelisiniz. Aksi halde vücudunuz yediğiniz fazla yemeği sindirmek için enerji harcayacaktır ve bu saçlarımız için arzu ettiğimiz bir durum değil.
  • Aç kalmak ise yine tercih etmediğimiz durumlardan biri. Bu yüzden bu süreçte diyet yapmamalı, uzun süreli aç kalmamalısınız. Diyet planlarınızı bir süre ertelemenizde fayda var.
  • Sigara bu süreçte uzak durmanız gereken önemli bir unsurdur. Sigara normal şartlarda da zaten zararlı bir alışkanlık ancak bu süreçteki etkileri de pek hoş değil. Sigara saç köklerini baskılayarak yeni saçların çıkmasını engelleyecek kadar güçlü bir zararlıdır. Saç kökleri, kılcal damarlarımız aracılığı ile taşınan kan sayesinde beslenir ve oksijen alır. Sigara ise bu dolaşımı baskılar, oksijenin saç köklerimize ulaşımını engeller. Dolayısıyla istediğimiz olumlu sonuçları almamız sigara ile birlikte oldukça zor.
  • Alkol de yine sigara gibi bu süreçte bize faydası olmadığı gibi zararı olan unsurlardan biri. Organlarımızı yoran alkol, yeni ekilen saçlarımızı baskılayabilir ve istediğimiz sonuçları almamızı engelleyebilir. Bu yüzden en azından alkol kullanımını minimuma indirmek gerekiyor.
  • Düzenli beslenmenin öneminden söz etmiştik. Öğünleri tam da zamanında, hiç atlamadan yerine getirmek gerekiyor. Bu düzen, saç köklerimizin de düzenli beslenmesi gibi düşünülebilir.
  • Abur cubur ve çeşitli atıştırmalıklar, normal şartlarda da sağlık açısından uygun değildir ve önerilmez. Saç ekimi sonrasında da tüketmemeniz gerekenler arasında yer alırlar. Bunun yetine kuruyemişleri ara öğün haline getirmeli ve zararlı abur cuburlardan uzak durmalısınız.

Saç Ekimi Sonrası Alınması Gereken Vitaminler ve Mineraller

Başta A vitamini olmak üzere Biotin, Folik asit, C vitamini ve E vitamini ilk akla gelenlerdir. Tüm bunların beslenmenizin bir parçası olması gerekir. A vitamini bir iltihap önleyici olarak, saç derisi için son derece faydalıdır ve tatlı patates, havuç, ıspanak, domates, kayısı, maydanoz, süt ve yumurta aracılığı ile A vitamini alabilirsiniz. Biotin ise saçımız için gerekli olan keratinin üretiminden sorumludur. Çiğ yumurta sarısı, dut, karaciğer, fıstık ve tüm yeşil yapraklı sebzeler biotin açısından zengindir ve bu süreçte tüketilebilir.

Folik asite gelecek olursak, folik asit B grubu vitaminlerin bir parçasıdır. B9 vitamini ve diğer adı ile Folat olan Folik asit, hücre bölünmesi sürecinde etkilidir ve hücre yenileyicidir. Bu sebeple saç ekimi sonrası önerileri arasında yer alır. Folik asit almak için ise karaciğer, brokoli, mısır, kırmızı et, yumurta, enginar, kavun, buğday ve çavdar gibi besinleri beslenmemizin bir parçası haline getirmemiz gerek.

C vitamini, sayısız faydasının yanında saç ekimi sürecinde özellikle kan dolaşımı hızını artırıcı olması sebebi ile etkin olmaktadır. C vitamini almak için ise biber, kivi, brokoli, maydanoz, çilek ve bildiğimiz gibi turunçgilleri tüketmemiz gerekir.

Son olarak ise saç ekimi sonrasında almamız gereken, saçlarımızın için gerekli unsur olan E vitamininden söz edelim. E vitamini saç hücrelerinin üretiminde, yenilenmesinde oldukça etkilidir. Aynı şekilde cilt için de bir olmazsa olmazdır. Saçlarımız için tam bir besleyici görevi görür. Ayçekirdeği, buğday tohumu, ıspanak, badem, fındık, şalgam ve avokado aracılığı ile E vitamini almanız mümkün.

Tüm bu sıraladığımız beslenmeye dair bilgiler, sizi daha kısa sürede yeni saçlarınıza kavuşturacaktır. Ayrıca saçlarınızın daha sağlıklı olmasını da sağlayacaktır. Saç ekimi sürecinin olmazsa olmaz bir parçası olarak düşüneceğimiz bu beslenme kuralları ve önerileri, hayatınızın yeni döneminde daha mutlu olmanızı sağlayacak. Bu yüzden siz de bu düzeni sağlamalı ve doğru beslenmelisiniz.

yüze yağ enjeksiyonu

Yüze Yağ Enjeksiyonu

Yüze Yağ Enjeksiyonu

Yağ enjeksiyonu, sadece yüze değil aynı zamanda vücudun çeşitli bölgelerine de uygulanabilen estetik bir müdahaledir. Bu prosedürün amacı, herhangi bir nedenle ciltte meydana gelen deformasyonları düzeltmektir. Yağ enjeksiyon tekniği, ciltte daha yumuşak bir cilt altı çöküşleri elde etmek veya ciltte hiç çökme olmasa bile daha estetik bir görünüme sahip olmak için alanı doldurmak için kullanılır.

Yüz yağ enjeksiyonu için kullanılacak yağ nereden toplanır?

Yüze yağ enjeksiyonu için kullanılacak yağ, bireyin vücudundan toplanır. Karın neredeyse herkesin en yaygın yağ birikimi alanı olduğundan, yüze enjekte edilecek yağın genellikle karın bölgesinden toplanması tercih edilir. Bununla birlikte, yüze enjekte etmek için bel veya kalçalardan da yağ toplanabilir. Özetle, yağ vücudun birçok yerinden toplanabilir. Göz altı torbalarını aynı anda çıkarmak için göz altı bölgesinden bile toplanabilir. Ayrıca, yağ kol ve bacaklardan da toplanabilir.

Yüze yağ enjeksiyonu nasıl yapılır?

Yüze yağ enjeksiyonunu gerçekleştirmek için genellikle lokal anestezi tercih edilir. Bununla birlikte, bazı durumlarda genel anestezi altında yapılabilir. Genel anestezi, özellikle bir dizi müdahale yapılacaksa gerekli olabilir. Kişinin vücudundan yağ toplandıktan sonra toplanan yağ, enjeksiyona hazırlanmak için yıkama ve santrifüj gibi çeşitli işlemlere tabi tutulur. Daha sonra yağ, bir enjektör yoluyla deri altına aktarılır. Daha sonra yüz yağ enjeksiyon prosedürü sona erdirilir.

Yüze yağ enjeksiyonu kalıcı mı?

Yağ enjeksiyonundan sonra yüzdeki dolgunluğun kalıcılığının birkaç faktöre bağlı olduğunu söylemek yanlış değildir. Bireyin karşısında orijinal yağın kalıcılığı ne kadar yüksek olursa, yüze enjekte edilen yağın olasılığı o kadar yüksek olur. Örneğin, dolgun yanaklar elde etmek için yüze enjekte edilen yağ, birey vücut ağırlığını koruduğu sürece kalıcı olacaktır. Bununla birlikte, kilo vermek yanaklar da dahil olmak üzere tüm vücutta yağ kaybı ile ilişkilidir; bu nedenle, yağ enjeksiyonuyla elde edilen dolgunluk da kaybolacaktır.

Yüze yağ enjeksiyon prosedürü ne kadar sürer?

Prosedürün süresi, amacına ve bölgeye aktarılan yağ miktarına bağlı olarak değişecektir. Prosedür genellikle 30 ila 60 dakika içinde tamamlanır. Bununla birlikte, çeşitli nedenlerle yüzünde çökmeler ve düzensiz deformiteler varsa, enjeksiyon prosedürlerinin daha uzun sürmesi gerekebilir.

Yüzün hangi kısımları yağ enjeksiyonu için en yaygın bölgelerdir?

Yüz yağ enjeksiyonu çoğunlukla dudakları dolgunlaştırmak, ağız çevresindeki derin kırışıklıkların görünümünü hafifletmek ve elmacık kemiklerini ve alt çeneyi arttırmak için yapılır.

Bir bakıma estetik bir görünüm elde etmek için en sık yüz yağ enjeksiyonu tercih edilir. Bu prosedür, yüzünde küçük kontur değişiklikleri elde etmek için bir ameliyat geçirme ihtiyacını ortadan kaldırdığından, son zamanlarda bu müdahale için talepleri arttırmıştır.

Ameliyattan sonra yüzün gelecekteki görünümünü öngörmek için yüz estetiği ameliyatından önce yüz yağ enjeksiyonu yapılabilir. Örneğin, artırılmış bir çeneye sahip olmak isteyen bir hasta, gelecekteki yüz görünümlerini önceden deneyimlemek için alt çene ameliyatından önce yağ enjeksiyonundan hoşlanabilir. Hasta yağ enjeksiyonunun sonuçlarını tatmin edici bulursa cerrahi planlanabilir.

Yüze yağ enjeksiyonundan sonra dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Prosedür tamamlandıktan sonra enjeksiyon bölgesine soğuk kompres uygulanır. Amaç, olası şişlikleri azaltmak ve en aza indirmektir. Bununla birlikte, soğuk sıkıştırma herhangi bir rahatsızlığa neden olmaz. Çünkü enjeksiyon bölgesine genellikle 15 dakikada bir sadece buz torbaları veya soğuk jel uygulanır.

Müdahale alanında iki gün boyunca hafif bir şişme olabilir. Sadece dudak büyütmede, şişlik daha uzun sürebilir ve şişmenin hacmi, yüzün diğer bölgelerinde yapılan yağ enjeksiyonlarına kıyasla biraz daha fazla olabilir. İşlemden bir gün sonra yüz yıkanabilir. İşlemden beş gün sonra müdahale alanına hafif bir masaj uygulamak gerekebilir.

Müdahale sonrasında tedavi edilen bölgeye küçük bandajlar yerleştirilir ve genellikle aynı günün sonunda veya ertesi gün çıkarılır. Enfeksiyon riskini ortadan kaldırmak için beş gün boyunca antibiyotik kullanılması gerekebilir.

Yüze Yağ Enjeksiyonu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yüze Yağ Enjeksiyonu Makülasyona Neden Olur mu?

Yüze yağ enjeksiyonu, iğnenin cilde enjekte edildiği bir müdahaledir. Bunun dışında cildin yüzeyinde ek müdahale yapılmaz; bu nedenle, makülasyona neden olmak mümkün değildir.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Yapmak İçin Bir Kesi Yapılıyor mu?

Hayır. Toplama veya enjekte etme için kesik yapılmaz

Yüze Yağ Enjeksiyonu Tekrarlanabilir mi?

Yağ enjeksiyonu, ilk yüz yağ enjeksiyonunu takiben 6 ay sonra tekrar yapılabilir.

Tekrarlanan Yüze Yağ Enjeksiyonu Herhangi Bir Risk Götürüyor mu?

Tekrarlama prosedürü sadece hafif bir cilt rengiyle ilişkilidir. Ancak, risk düşüktür.

Yüze Enjeksiyonu Sonrası Ne Kadar Yağ Kalıcı Olacak?

Araştırmalar, transfer edilen yağın yaklaşık yarısının sadece 6 ay hayatta kalabileceğini göstermiştir.

Enjekte edilen yağ yüzdeki hangi bölgelerde daha kalıcı olacak?

Yağ, yüzün daha az hareketli bölgelerinde daha kalıcı olacaktır. Aktif olarak hareket eden bölgelerde kalıcılık daha az olacaktır.

Yüz Cerrahisinin Potansiyel Sonuçlarını Önceden Deneyimlemek için Yüz Yağ Enjeksiyonu Yapılabilir mi?

Yüze yağ enjeksiyonu ameliyattan önce yapılabilir, böylece hasta sonuçları önceden deneyimleyebilir.

Ameliyathanede Yüzde Yağ Enjeksiyonu Yapılıyor mu?

Ameliyat olmamasına rağmen, steril koşullar altında yüz yağ enjeksiyonu yapılmalıdır. Bu nedenle ameliyathanede yapılabilir.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Sonrası İnsanlar Hastanede Kaç Gün Kalıyor?

Yüze yağ enjeksiyonu, hastanın klinik bir ortamda kalmasını gerektiren bir prosedür değildir. Hasta, prosedürün aynı gününde günlük yaşamın aktivitelerine dönebilir.

Yüze yağ enjeksiyonundan önce nelere dikkat edilmelidir?

Kan incelticiler işlemden önce 10 gün boyunca kullanılmamalıdır. Hasta doktora kullandığı ilaçlar hakkında bilgi vermelidir.

Yüze Yağ Enjeksiyonundan Sonra Krem Kullanıma İzin Verilir mi?

Nemlendirici krem ​​işlemden bir gün sonra kullanılabilir.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Sonrası Saunaya İzin Verilir mi?

Yüzdeki olası şişmeyi en aza indirmek için, işlemden yaklaşık bir hafta sonra buhar maruziyetinden kaçınılmalıdır.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Çürüklere Neden Olur mu?

Morarma bir dereceye kadar ortaya çıkabilir, ancak son derece belirsiz ve hafif olacaktır. Ancak, birkaç gün içinde kaybolacak.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Ağrıya Neden Olur mu?

Sadece enjeksiyon nedeniyle hafif bir ağrı hissi olabilir. Acıdan iyileşme hızlı olacaktır. Ayrıca ağrı kesiciler de kullanılabilir.

Aktarılan Yağın Rezorpsiyonu Nedeniyle Yüz Asimetrisi Oluşacak mı?

Hayır. Yüz enjeksiyon prosedüründe aktarılan yağ homojen olarak emilir. Aktarılan yağın emilmesinden sonra yüzdeki simetrik görünüm rahatsız edilmeyecektir.

Göz Kapaklarına Yüze Yağ Enjeksiyonu Prosedürü Uygulanabilir mi?

Evet. Yüzdeki herhangi bir bölge gibi yağ da göz kapaklarına enjekte edilebilir.

Yara İzleri Yüze Yağ Enjeksiyonu ile Ortadan Kaldırılabilir mi?

Yara izinin görünümüne bağlı olarak, izler ortadan kaldırılabilir veya görünümleri hafifletilebilir.

Yüze yağ enjeksiyonundan sonra düzenli pansuman gerekli mi?

İşlemden sonra pansuman gerekmez.

Yüze Yağı Enjeksiyonu Sonrası Makyaj Yapılmasına İzin Verilir mi?

İşlemden sonra yaklaşık 5 gün boyunca kozmetik kullanımı önerilmez.

Yüze Yağ Enjeksiyonunun Dolgulardan Farkı Nedir?

Kişinin vücut yağı yüze yağ transfer prosedüründe kullanılır. Doldurma, doldurma etkisine sahip olmak için sentetik malzemenin transferini içerir.

Enjekte Edilmiş Yağın Enjeksiyon Alanında Kalması İçin Sürenin Uzunluğu Tahmin Edilebilir mi?

Hayır. Aktarılan yağın enjeksiyon bölgesinde kalacağı süre, işlemden önce tahmin edilemez.

Yüze Yağı Enjeksiyonu Prosedürü Her Yaşta Uygulanabilir mi?

Tabi ki, bu prosedürden her yaşta faydalanmak mümkündür.

Hamilelik Döneminde Yüze Yağ Enjeksiyonu Uygulanabilir mi?

Yüze yağ enjeksiyonu, risk düşük olmasına rağmen enfeksiyonla ilişkilidir. Bu nedenle, hamilelik ve emzirme döneminde önerilmez.

Göz Altı İçi Boş Alanlar Yüze Yağ Enjeksiyonu ile Çözülebilir mi?

Prosedür göz altı bölgesinde de yapılabilir.

Diyet yapan bireyler yüze yağ enjeksiyonundan geçebilir mi?

Diyet işlemi sırasında vücutta yağ kaybı olacağından, diyet programının bitiminden sonra yüze yağ enjeksiyonunun yapılması uygun olacaktır.

Yüze Yağ Enjeksiyonu Alerjiye Neden Olur mu?

Prosedür sadece bireyin vücudundan hasat edilen yağın transferini içerdiğinden, alerjik reaksiyon riski yoktur.

Yüze Yağ Enjeksiyonunda Ne Tür İğne Kullanılır?

Yağı çıkarmak için 2,4 mm’lik bir kanül kullanılır. Müdahale bölgesine yağ aktarmak için; 0.7-mm, 0.9-mm veya 1.2-mm kanüller kullanılır.

saç ekimi sonrası kaşıntı

Saç Ekimi Sonrası Kaşıntı Ne Zaman Geçer?

Saç ekimi sonrası kaşıntı, korkulacak ve endişe edilecek bir süreç olmamasına karşın, sürecin sorunsuz atlatılmasında dikkat edilecek bazı noktalar bulunmaktadır. Yanlış yapılan bir hamle henüz tutmamış saç köklerinin kaybedilmesine neden olabileceğinden kaşıntıyı tamamen geçirmese de azaltacak bazı öneriler bulunmaktadır.

  • Düzenli yıkama işlemi, kabukların ekim bölgesinden temizlenmesine ve nemsiz kalan ekim bölgesini nemlenmesini sağladığından, aşırı kaşıntı riskini ortadan kaldırır.
  • Saç derisine uygun, doktor tarafından önerilen saç ekimi sonrası kaşıntı giderici şampuan ve bakım ürünleri kullanılmalıdır. Ekim yapılan bölgenin hassasiyetine uygun olmayan şampuan veya bakım ürünleri kullanmak, bölgedeki kaşıntıyı arttırabileceğinden, doktorun önerdiği ya da PH değeri 5.5 olan bir şampuanla saç yıkanmalıdır.
  • Kirli ve tozlu bir ortam saç köklerinin kaşınmasını arttıracağından yaklaşık 2 hafta bu tarz ortamlarda bulunmamalıdır.
  • Ekim bölgesini uygun bir şekilde nemlendirmek, soğuk kompres yapmak da aşırı kaşıntı hissinin hafiflemesini sağlamaktadır.
  • Ekim doktoru tarafından kaşıntıyı hafifletmek için önerilen steroid içeriğe sahip, topikal merhemler de ekim bölgesindeki kaşıntının hafiflemesinde etkili olmaktadır [4]. Saç ekimi sonrası kaşıntı ilacı bölgenin rahatlamasına yardımcı olur.
  • Tuzlu su karşımından oluşan spreyin gün içinde 3-4 kez sıkılması da kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olduğu bildirilmiştir  (Öncesinde ekim doktorunuza danışın).
  • Saç ekimi sonrası kafada gerginlik ve kaşıntı hissini azaltacak bir diğer çözümün de ekim bölgesine sürülen aloe vera olduğu belirtilmştir. Aloe veranın saç ekimi sonrası kafada gerginlik hissini azalttığı söylenir (Öncesinde ekim doktorunuza danışın).
    Saç ekimi sonrası aşırı kaşıntı yaşanıyorsa, kaşıntı dayanılamayacak seviyelere çıktıysa kaşımak yerine, parmak uçlarıyla hafif darbeler şeklinde kaşın olan bölge rahatlatılabilir. Tüm uygulamalara rağmen kaşıntı bir türlü geçmiyorsa vakit kaybedilmeden saç ekimini gerçekleştiren doktora görünmek gerekmektedir.

Saç Ekimi Sonrası Kaşıntı Süreci İle İlgili Temel Uyarılar

  • Kaşınan bölgeye hiçbir şekilde tırnak vurulmamalıdır.
  • Kaşınan bölgede sert müdahalelerden kaçınılmalıdır.
  • Kaşıntı oldukça fazlalaştı ise rahatlatmak için sadece parmak uçları ile kaşınması önerilmektedir.
  • İki haftaya sonrasında kafa derisinin tamamen ölü deriden (kabuktan) arındırılmış olmasına dikkat etmek gerekmektedir.
  • Enfeksiyon riski nedeniyle eller sürekli saçlı deriye gitmemeli.

Saç Ekimi Sonrası Kaşıntı Hakkında Merak Edilen Diğer Noktalar

1. Şampuanlar kaşıntıyı gidermeye yardımcı olur mu?

Avusturya’da Moser Medical, Estetik ve Plastik Cerrahi Kliniği’nde, yaşları 20 ilâ 65 arasında değişen, 45 kişi (42 erkek/3 kadın) üzerinde yapılan bir araştırmada, içeriğinde Desil Glikozit, Sodyum Miret Sülfat, PEG-8, PEG-200 Hidrojene Gliseril Palmate bulunan bir şampuanın kaşıntıyı yüzde 80 azaltığı söylenmektedir.

2. Saç ekimi sonrası kaşıntı ne zaman başlar?

Saç ekimi operasyonu sonrası kaşıntı, operasyonun genellik 1. haftasıyla başlar.

3. Saç ekimi sonrası kaşıntı ne zaman geçer?

Saç ekimi sonrası kaşıntı genellikle kabuklanmasının sona ermesinin akabinde (2 hafta) geçse de saç ekiminden 2 ay sonra da kaşıntı devam edebilir. Kaşıntı sadece ekim bölgesinin kabuklanmasından değil, ekilen saçların uzamasından dolayı da oluşabilir. Her ekilen saç aynı anda çıkmadığından kaşıntı 6 aya kadar uzayabilir. Dolayısıyla ekim sonrası kaşıntı, ekilen saçların çıkmasıyla son bulacaktır.

dhi saç ekimi

Dhi Saç Ekimi ile Fue Saç Ekiminin Farkı Nedir?

DHi saç ekimi yaklaşık 10 yıldan bu yana uygulanan bir yöntem olmasına rağmen 2016 sonrasında daha fazla duymaya başladığımız bir yöntem oldu.

Saç Ekim Operasyonlarında Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Saç ekimi uygulamaları başladığından bu yana üç yöntemle karşı karşıyayız. O yöntemleri şöyle sıralayabiliriz:

1. FUT: Follicular Unit Transplantation

2. FUE: Follicular Unit Extraction

3. DHi: Direct Hair Implantation

DHi saç ekimi nedir?

DHi (Direct Hair Implantation) donör bölgeden (saçların alındığı bölge) DHi için yapılmış özel iğneler ile alınması ve aynı iğne ile ekilecek alana 1-2 dakika içinde yerleştirilmesi işlemidir. DHi ile saç ekimi denince akla ilk gelen FUE saç ekimi yöntemidir, ancak 2 yöntem arasında kayda değer birkaç farklılık vardır.

DHi Yöntemin Klasik FUE’den Farklıkları Nelerdir?

– DHi saç ekimi yönteminin en önemli farklarından biri saçların tıraş edilmeden ekim yapılabilmesine olanak sağlamasıdır.

– Saç kökleri donör bölgeden alındıktan sonra 1-2 dakika içinde ekildikleri için, saç köklerinin vücut dışında beklemeleri söz konusu değildir. Bu da saç köklerinin zarar görme ihtimalini çok aza indirmektedir.

– Saçların tamamen dökülmediği alanlarda, saç arasına daha kolay ekim yapabilmesi söz konusudur.

– Özellikle dar alanlarda yapılan saç ekimlerinde daha yoğun saç ekimi yapılabilir.

DHi Yöntemin Dezavantajları Nelerdir?

– Operasyon, klasik FUE ile kıyaslandığında daha uzun sürmektedir. Örneğin 4.000 greftlik bir FUE operasyonu ortalama 6 saatte bitirilebilirken, bu sayıda bir DHi saç ekimi günde 6 saat ayrılarak 2 günde ancak tamamlanabilir.

– Yöntem çok hassas bir işlem olduğu için aşırı dikkat gerektirir. Bu da yöntemin maliyetini yükseltir.

– Kanalların açılması klasik FUE’den farklı olduğu için, yeterince deneyim sahibi bir saç ekim merkezi uzmanı tarafından uygulanması önemlidir.

– DHi yönteminde her kök alındıktan sonra bekletilmeden ekilmektedir. Dolayısıyla bu köklerin ekilecek alana daha önceden ekilen kökler ile eşit açı ve yönde yerleştirilmesi tecrübe gerektiren bir durumdur.

Sadace DHi yöntemiyle mi traşsız ekim yapılır?

Hayır, bütün yöntemlerle traşsız bir saç ekimi yapılabilir. Gerek FUT yöntemi, gerek de FUE yöntemiyle hastaya tıraşsız bir ekim gerçekleştirilebilir.

FUT ve FUE yöntemlerinde traşsız saç ekimi sadece ekilecek alanın traşlanmamasıdır. Bu yöntemlerde alım yapılacak alan yine traş edilir. Bunu biraz daha genişletmek gerekirse, bir kişinin saçları uzun ise (örneğin bayanlar) alınacak alan olan kafanın arka tarafında iki kulan arasında kalan kısım traşlanır ve kökler bu alandan alınır.

saç ekimi sonrası spor

Saç Ekimi Sonrası Ne Zaman Spor Yapabilirim?

Genellikle erkek tipi saç dökülmesi yaşayan ve/veya bir kaza sonucu saç köklerinde kayıp yaşayan kişilerin başvurduğu saç ekimi, estetik kaygılarla yapılan cerrahi operasyonlardandır. Hasta, operasyondan 3 gün sonra günlük yaşamına dönebilmektedir. Operasyon her ne kadar başarılı geçmiş olsa da operasyonun tam anlamıyla başarılı bir şekilde sonuçlanmasında, operasyon sonrası hastaların da bazı önemli noktalara harfiyen uyması, operasyonun başarısını önemli ölçüde artırmaktadır. Örnek vermek gerekirse, operasyondan hemen sonra güneş ışınlarının dik açıyla doğrudan teması, ekilen saç köklerini olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu yüzden hastanın birkaç gün şapka takması tavsiye edilmektedir. Saç ekimi sonrası spor konusu da hastanın uyması gereken önemli noktalardan biri olup; operasyonun başarısının artmasında hastanın dikkat emesi gereken önemli bir konudur. Tabi spordan spora fark vardır. Şöyle ki; hafif tempolu yürüyüşlerle, futbol bir tutulamaz. Veya basit egzersizlerle, vücut geliştirme sporunun vücuda olan etkisi aynı değildir.

Saç Ekimi Sonrası Sporun Saç Köklerine Etkisi

Takdir edersiniz ki, spor esnasında vücuttaki kan basıncı yükselir, haliyle bu yükseliş nabzın daha hızlı atmasına sebep olur. Nabzın daha hızlı atması ise saç köklerinin yerleştirildiği kanallarda kanlanmaya sebep olarak, ekilen saç köklerine zarar verebilmektedir. Bunların yanı sıra; spor sonrası vücudun gerilmesi ve terlemesi gibi etkenler de saç köklerinin sağlıklı bir şekilde ekildiği kanala oturmasını engelleyebilmektedir. Ayrıca, saç ekimi sonrası yapılacak spor da önemlidir. Hafif tempolu yürüyüşler ve basit-yormayacak egzersizler operasyondan birkaç sonra yapılabilirken; topla yapılan futbol, basketbol ve voleybol gibi sporlara ise birkaç ay ara verilmelidir. Bunun sebebi, bu tarz topla oynanan sporlarda vücut aşırı yorulabilmektedir. Ayrıca, top kafa bölgesine denk gelirse, darbeden dolayı saç kökleri zarar görebilmektedir. Toplu oynanan sporların dışında; boks, judo gibi şiddet içeren darbeli sporlara da birkaç ay ara verilmesi salık verilmektedir.

Hafif tempolu yürüyüşler ve basit egzersizler yapmak için, operasyon sonra 4 -5 gün beklenmeli, bu süreden sonra ise, hasta, kendisini yormadan, kan basıncıbı yükseltmeyecek şekilde dikkatli ve ölçülü bir şekilde yapmalıdır sporunu. Ekilen saç köklerinin zarar görmeyerek sağlıklı bir şekilde kanallara oturması ve gelişmesi için bu dikkat edilmesi gereken bir konudur.

jinekomasti nasıl anlaşılır

Jinekomasti Nasıl Anlaşılır?

Son yıllarda erkeklerin en ciddi sorunlarından biri jinekomasti. Erkeklerde meme büyümesi olarak bilinen jinekomasti nedir, nasıl anlaşılır? Teşhis edildikten sonra jinekomasti nasıl tedavi edilir?

Normalde büyük olması beklenmeyen erkek memesinin rahatsız edici düzeyde büyümesine ve tedavi gerektirir hale gelmesine jinekomasti denir. Erkek meme dokusu da, kadınlarda olduğu gibi süt sentezleyen bezler ve kanallar ile birlikte yağ dokusundan oluşur. Erkek meme büyümesi, yağ dokusu, meme derisi ve iç olguların anormal ölçüde büyüyüp genişlemesiyle ortaya çıkar. Gözle görülebileceği gibi, elle muayene de gerektirilebilir. Gözle görülemeyen büyümelerde, sert meme dokusu rahatsızlığı hissedilir. Jinekomasti, meme büyümesinin komponentlerine göre farklılık göstermektedir.

Jinekomasti Nasıl Anlaşılır?

Erkek meme dokusunda normalde olması gerekenden çok daha fazla büyüklük varsa, meme uçlarında öne doğru çıkkkınlık görülebiliyorsa burada bir sorun var demektir. Kesin teşhis konulabilmesi için kesinlikle doktor tarafından görülmesi gerekir.

Jinekomasti Nedenleri

Bu sorun tamamen fizyolojik bir sorundur.

* Uzun vadeli karaciğer rahatsızlıkları,
* Erkek hormonu eksikliği,
* Anabolik steroid alımı jinekomasti nedenlerinden bir kaçıdır.

Erkek Meme Büyümesinin Görülme Sıklığı

Jinekomasti her yaş grubunda görülebilen bir sağlık problemidir. Yeni doğan bebeklerde, anneden geçen östrojen hormonu nedeniyle oluşur ve birkaç hafta sonra kendiliğinde normale döner. Ergenlik dönemlerinin başlarında da erkeklerin büyük bir kısmında ortaya çıkan Jinekomasti, birkaç yıl içinde kendiliğinden yok olabilir. İlerleyen yaşlarda ise, erkeklik hormonunun azalmasına bağlı olarak Jinekomasti sıklığı tekrar artmaya başlar. Jinekomasti teşhislerinin büyük bir kısmında her iki memede de bu problem gözlemlenmektedir. Jinekomasti dolayısıyla memelerde ağrı ve hassasiyeti hissedilebilir.

Jinekomasti Nedenleri

Tedavi edilebilir Jinekomasti olgularının %85’inde bir neden bulunamaz. Diğer bir kısmında ise; kandaki östrojen seviyesinin artışına ya da hormon seviyesinin azalmasına neden olan kanser tümörleri görülebilmektedir. Kanser dışındaki Jinekomasti; endokrin hastalıklar, metabolik hastalıklar, travma, psikolojik stres, obezite, ailesel özellik, viral enfeksiyon ve çeşitli ilaç yan etkileri gibi nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkan Jinekomasti, tedavi edilmediği sürece gelişmeye ve büyümeye devam edebilir.

Jinekomasti Operasyonu Öncesinde Yapılması Gerekenler

Jinekomasti sorunu yaşıyor ve cerrahi müdehaleye karar verdiyseniz, öncesinde mutlaka bir endokrinoloji uzmanın detaylı muayene olmalısınız. Bu muayene ile Jinekomastinin nedenleri araştırılmalıdır. Erişkin yaşlarda ortaya çıkan Jinekomasti olgularında, ciddi hastalığın belirtileri baş göstermiş olabilmektedir. Bu nedenle, ultrason ile muayene edilip memenin yapısal durumu hakkında fikir sahibi olunabilir.

Erkekte Büyük Memenin Sosyal Yönü

Aslında bir başka rahatsızlığa bağlı olmayan bir meme büyümesi hastalık sayılmayabilir. En azından hayati tehlike yaratan fiziki bir hastalık değildir. Ancak büyük meme özellikle genç erkeklerde utanma, denize girememe, tişört giymeme gibi durumlara yol açıyorsa sosyal problem var demektir. Sağlık tanımındaki “sosyal yönden” tam bir iyilik hali prensibine göre sağlık tanımı bozulmuş olduğu için tedavisi gerekir.

Jinekomasti Ameliyatı

Ameliyat planlaması memenin büyüklüğüne göre yapılır. 4 derecede sınıflandırılan jinekomasti, dercesine göre ameliyat planlaması ile tedavi edilir. 1. derece en hafif halidir ve genelde sadece liposuction ile düzeltilir. 4. derece ise kadın memesi kadar büyümüş memeyi tarif eder ve deri alımının da yapıldığı daha uzun bir ameliyat gerektirir. 1. derecede aynı gün taburcu olunabilirken, 4. derece jinekomasti ameliyatı sonrası 1 gece hastane yatışı gereklidir.

Ameliyat sonrası 4 hafta kadar dokuları sıkılaştırıcı korse giyilmelidir. Bu süre içinde ağır sporlardan uzak durulmalıdır. Bol sıvı almak ve yarayı temiz tutmak çok önemli. 3-4 gün sonra doktor izin verirse duş yapılabilir.

blank

Logo
Bu sitede yer alan tüm bilgi, yorum ve görüntüler sadece bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımamaktadır ve Reşat Aktaş'ın şahsi görüşlerini de içermektedir.

İletişim

  • +90 553 860 03 60
  • +44 776 771 98 90
  • Ataşehir / İstanbul
  • Londra / İngiltere

Takip Edin

KAYIT OL

Messenger

Uzmana Sor

WhatsApp

Şimdi Ara